Sardeis'in Düşmesi

İzmir'e gittiniz mi hiç?

Salihli'den geçerken

Bağlar yolunuzu kesti mi?

Asma gibi kızlarla

Kız gibi asmalar

Halay çekerken kol kola

Analarından izin alıp

Katıldınız mı aralarına?

(Yolkesen, Ali Yüce)

Tuhaf bir yazgısı vardı Lydia Kralı Kroisos'un (Krezüs). Homeros'un İlyada'sında “Maonia” diye anılan Lydia, topraklarını altına akan Paktolos ve onun karıştığı Hermos (Gediz) suladığı için zamanı en zengin ülkesiydi. Başkenti Sardeis (Swarda, Sardes, Sardis, Sart), dünyanın en bayındır şehriydi. Kaygılar içinde yaşıyordu Kroisos. Beş kuşak önceki atası Gyges, Kandaules'i devirip, kraliçe Nyssa'yı (Nizide) ile evlenerek tahta çıkmıştı. Bu ihanet ya da günahın faturasının kendisine çıkarılacağından kuşkulanıyor olmalıydı. Geleceğini öğrenmek için, Güneş Tanrı Apollon'a başvurmak gerekti. Zira, Gökkubbe altında hiçbir şey Güneş'ten gizlenemezdi. Hangi Apollon Tapınağı orakl'ına (kahin) başvurmalıydı?

Çeşitli Apollon tapınaklarına elçiler göndererek, kendisinin, belli bir gün ve saatte ne yapmakta olduğunun sorulmasını istedi. Dediği vakitte, suda kaplumbağa haşlamakta olduğunu bilen biliciye güvendi. Şu iki soruyu sordu Apollon rahibine:

  1. Dilsiz oğlumun dilinin çözülmesi için ne yapmalıyım?

  2. Doğudan yaklaşmakta olan Pers (İran) akınına karşı nasıl hareket etmeliyim?

Gelecek biliciden gelen yanıtlar:

  1. Oğlunun dilinin çözülmesini isteme; onun söyleyeceği ilk söz, senin duyacağın son söz olacak.

  2. Pers ordusunu Helys'in (Kızılırmak) doğusunda karşılarsan, bir imparatorluğa son vereceksin.

İkinciden başlayayım:

Kızılırmak, eriyen karların sularıyla büsbütün dellenmişti. Doğusuna nasıl geçilirdi? Bu soruna, “Dünyada bir kg akıl varsa, yarım kg'ı Thales'tedir” denilen bilge çözüm üretti. Kroisos ordusunu, Kızılırmak'ın bir ağmeci (kavsi) içinde toparlayıp, eğmecin iki ucunu kanalla birleştirdi. Ordu, kuruyan eski yatakta kolayca geçti. Gelgelelim, muazzam düşman ordusu karşısında ricat etme (geri çekilme) zorunda kaldı. Kuşatma on dört gün sürdü. Surlarında aslan gezdirildiği için, kale zaptedilmez sanılıyordu. Oysa, surun bir noktası çok sarp diye, oradan aslan geçirilmemişti. Lydialı bir asker, kalenin Tmolos'a (Bozdağ) bakan bu noktasından miğferini düşürdü. Onu almak için aşağı indi. Bunu gören Pers ordusundan Mardialı Hyroiades ve diğer askerlerin tırmanmasıyla görkemli Sardeis düştü. Bu kargaşa sırasında bir Pers askeri, Kroisos'a kılıcını çalmak için kaldırınca, Kroisos'un ahraz (dilsiz) oğlu haykırdı:

  • Asker, onu öldürme!

Evet, Apollon bilicisinin kehaneti gerçekleşmişti:

“Lydia'nın güçlü kralı, hiç de ihtiyatlı değilsin

Sarayında işitmeyi isteme çocuğunun

Duymayı o kadar istediğin sesini.

Çevresini saran şimdiki sessizliğini daha hayırlı onun,

Zira o, acılı bir günde konuşacak.”

Bu kuşatma ve fetih sırasında cerayen eden olay beni pek etkiler:

Susa Kralı Arbatdatas, bir Pers askeri tarafından öldürüldü. Bunu gören, Arbatdatas'ın eşi Antiya, kalbine sapladığı hançerin üstüne düşerek, kocasıyla birlikte ölümü seçti. Bu trajik sahne, Serdeis Artemis Tapınağı'ndan yukarı çıkılan 350 metre yukarıda piramidal bir anıt mezarla ölümsüzleştirildi. (Bugün, rehber eşliğinde oraya tırmanırsanız, bu anlamlı anıtın kalıntısını görebilirsiniz.)

Apollon bilicileri Kroisos'un başına gelenleri, beş kuşak önceki atası Gyges'ın ihanetine bağlar. Tarihin gelmiş geçmiş en zengin adamı sayılan Kroisos'un akıbeti konusunda değişik görüşler var. Kimilerine göre, gelip Pers kralı Kyros (Keyhüsrav), rakibini yakmak üzere ateşe attı; bu sıra Kroisos, yıllar önce kendisine “bir kişi ölmeden mutlu olup olmadığı söylenemez” diyen bilgeyi anarak;

-Ah Solon, vah Solon, diye inledi.

Birçok bilgin ise, İranlılarda insanları yakmak diye bir gelenek olmadığı görüşünde.

Belki mağrur İran İmparatoru, alt ettiği rakibini danışman olarak yanına aldı. Belki de Anadolulu krala tutsaklık ağır geldi ve bir fırsat yaratıp canına kıydı.

Öyle veya böyle; Milattan Önce 645 yılı dolayında gerçekleşen savaş sonucu Anadolu'da Büyük İskender'in gelişine (M. Ö. 334) kadar sürecek olan Pers egemenliği başlamış oldu. Bu yaklaşık üç yüz yıllık dönemde Perslerin hatırı sayılır bir iz bırakmadığı biliniyor.

Ne derler?

-Kendi gitti, ismi kaldı yadigar.

Bir de Kroisos hakkında yazılan tiyatro oyunları ve şiirler:

Çocuk Aklımız

Ne bilsin Krezüs, zengin Krezüs,

Çocuk aklımızın huyunu ne bilsin!

Kim olsa sorardı onun yerinde,

Kızılırmak'ı geçmeden önce,

Savaşmadan önce Kurus'la

Pteria'ya varmadan önce.

Kehanet gerçekleşecek, büyük

Bir devlet yıkılacaktır, geçince

Kızılırmak'ı o gün.

Ne bilsin Krezüs, tutkun Krezüs,

Başına geleceği ne bilsin,

Yıkılır Kurus'un devleti sandı.

(Melih Cevdet Anday)

... Ve düştü Sardeis,

Yıkıldı gitti Lydia...

YORUM EKLE