Pazar pahalı mı; o zaman İzmir Modeli...

Pazara gittiniz, sebze, meyve fiyatları el yakıyor. Elbette bugün gelinen politika yapıcılarının payı büyük. Ancak üreticiler de Ankara'ya sıkıntılarını iletmekte yeterli olamıyor. Yeni değil, yaklaşık altı, sekiz ay öncesi... Süt üreticileriyle konuşuyoruz, halleri perişan. 1 litre sütün girdi maliyeti satış fiyatını geçmiş. Süt hayvanları kesime gönderiliyor. Sebze üreten ilaç fiyatlarından yakınıyor, yapıyor hemen hesabı. Meyva üreten yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor. Ee perşembenin gelişi, çarşambadan bas bas bağırıyor. Defalarca sorunlarını ilettiklerini söylüyorlar. Ankara'da üretici alışmış, ağlar havası hakim. Efendiler şimdi çarşı, pazar millet ağlıyor. Pahalılığın konjonktürel kısmı da var ancak yapısal sıkıntılardan doğanlar ağırlıkta. Öncelikle tüm teşvik sistemi baştan sona değişmeli. Yanlış prim destekleri hedefe ulaşmıyor. Daha mühimi Türkiye, üreticiyi ithalat sopasıyla eğitmekten vazgeçmeli. 20 yıldır sonuç vermeyen bu politik bakışın yanlışlığı görülmeli. Yapısal sorunlara girersek değil bu köşe, tüm sayfayı verseler yetmez. Ufukta görülen yeni bir çözüm örneğinin üzerinde duralım. Üstelik yaşadığımız topraklardan, kentimiz İzmir'den tarıma umut olan modele değinelim.

KOOPERATİFLER GÜÇLENDİ

İzmir'de 14.5 yıl başkanlık yapan ve koltuğu yakında devredecek olan Başkan Aziz Kocaoğlu'nu beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, eleştirebilirsiniz. Ama Sezar'ın hakkı Sezar'a.

Kırsal kalkınmaya verdiği önemi, kırsalı kent merkeziyle eşdeğer gören bakışıyla yarattığı 'Tarımda İzmir Modeli'ni kimse yadsıyamaz. Kocaoğlu'nun hakkını yemek insafsızlık olur.

Öyle sözle değil, bir büyükşehir belediyesi bütçesinden kırsala 10 yılda 1 milyar 78 milyon TL’yi aşan destek vermek, belgedir. Ülkenin keskin sorunlarından köyden kente göç İzmir’de tersine çevrildiyse tesadüf değildir. 2008-2018 döneminde Türkiye genelinde tarımsal gelişme oranı yüzde 2.1 olurken İzmir’de aynı oran yüzde 5.3 olarak gerçekleşmesi verilen desteklerin bir sonucu.

ÖNCELİK TARIM VE İŞSİZLİK OLMALI

Ancak bu gelişmelerden daha önemli bir sonuç varsa o da; yerel yönetimlerin ve özellikle 'büyük' bütçeli büyükşehir belediyelerinin kırsala bakışı değiştiği takdirde, tarımda elde edilecek sonuçları görmekten geçiyor. Yerel yönetimlerin kırsala, geçici sürelerle, pansuman şeklinde değil, şehir merkezi kadar özen göstermesinin etkisi, ülkenin tarım politikalarının iyileştirilmesi sonucuna kadar varır. İzmir gibi görece modern tarımın uygulandığı bir kentte 4 bin 876 km.’lik köy yolunun yaklaşık yarısı ilk kez asfalt gördüyse, 'yerel yönetim-kooperatifler-bakanlık' üçlüsü ile alınacak sonucu görmek için kahin olmaya gerek yok. Güçlü kooperatif, Türkiye'nin kanını emen aracı sisteminin karşısında en güçlü kozdur. İzmir bu açıdan şanslı. Hem kooperatifler güçlü hem de büyükşehir belediye koltuğuna oturması muhtemel iki aday da, Tunç Soyer ve Nihat Zeybekçi de toprağa duyarlı, üreticinin sorunlarını bilen isimler. Ancak İzmir Modeli'nin çerçevesinin sadece birkaç destekten ibaret olmadığını anlamakta mesele. Hayat pahalılığı had safhada. İşsizlik görünenden fazla. İnsanlar mutsuz. O yüzden entellektüel, sanatsal vs çalışmalar da elbette olacak ancak önceliği iyi hesaplamak kaydıyla. İzmir modeli, tarım için Türkiye'nin önünde duran bir şanstır. İzmir'in kooperatifleri diğer kooperatiflere örnek model olacak kapasite ve güçtedir.

Bu ayrımı doğru gören, tarımı ve kırsalı siyaset üstü tutabilen, bu modeli Türkiye'ye taşır.

Evet gittiğiniz çarşı pazar pahalı ise bunu önlemenin bir yolunun da İzmir'den başlayan bu anlayışın ulusala yayılması olduğunu yeni belediye başkalarımız mutlaka görmeli.

Neptün Soyer Şansı

Tarımda İzmir Modeli'nin başarıya ulaşması için önemli faktörlerden biri de Tunç Soyer'in eşi Neptün Soyer. Bir dönem KÖY KOOP Genel Başkanlığını da yürüten Soyer İzmir KÖY KOOP'un başkanlığını sürdürüyor. Tunç Soyer başkanlık koltuğuna oturduğu takdirde eşi Neptün Soyer'in kavrayıcı, kucaklayıcı tarzıyla kavgalara, çatışmalara izin vermeden, kooperatifçilik deneyimi ile İzmir Tarım Modelinin derinleştirmesinde olumlu etkisi olacaktır. Bir süre önce kendisiyle röportaj yaptığımda Neptün Hanım'ın sık kullandığı ifadelerden biri, "Güçlerimizi mutlaka birleştirmeliyiz. İzmir ve Ege çok başarılı kooperatiflere sahip, kavgaları ayrılıkları körüklemek değil güçlerimizi birleştirmek önceliğimiz olmalı" ifadeleri aklımda. Ayrıca Neptün Soyer'in tarımsal ürünlerin pazarlanması konusundaki çabaları da bölgenin yıldız ürünlerini markalaştırmak adına da önemli bir avantaj.

YORUM EKLE