KANADOĞLU GÜNCEL KONULARDA DİYOR Kİ…

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun güncel konulardaki görüşlerini dinleme fırsatı buldum ve sizler için özetlemeye çalıştım; özellikle muhalefete yaptığı öneri çok önemli…

“LAİKLİK OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ”

Böyle diyor, Kanadoğlu. Diyanet İşleri Başkanı’nın görevini siyasetten uzak ve laiklik doğrultusunda yapmak zorunda olduğunu söylüyor. 10 Kasım’dan bir gün önce yaptığı ziyaretin fotoğraflarının 10 Kasım’da servis edilmesini ve ziyaret ettiği kişinin Türklüğe ve Atatürk’e hakaret etmiş bir kişi olmasının anlamlı olduğunu; bu ziyaretin bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor. Aynı başkanın her tarikattan bir lider seçip bir ‘Şeyhler Meclisi’ toplamaya çalışmasının anayasaya aykırı olduğunu; sonuçta bu kişinin açık biçimde görevini kötüye kullandığını dile getiriyor ve “Bunun hesabı bugün sorulmazsa, bir gün mutlaka sorulacaktır” diyor.

Fesli Kadir Mısıroğlu’na yapılan bu ziyaretin ardından, Erdoğan’ın yaptığı “Ne Gazi Mustafa Kemal'e ne de kılık kıyafetinden dolayı herhangi bir vatandaşımıza hakaret edilmesine izin vermeyiz” açıklamasını hatırlatan Kanadoğlu, Cumhurbaşkanı’na “Bu kişiyle Atatürk’ün adlarını bir daha lütfen yan yana kullanmayınız” ricasında bulundu.

HER CUMHURİYET FAZİLET MİDİR?

Cumhuriyetin, insan temel hak ve özgürlükleri, hukuk ve laiklik olmaksızın var olabileceğini; Atatürk’ün dediği gibi ‘fazilet’ olabilmesi için, bu değerlere gereksinim bulunduğunu belirtti, Kanadoğlu.

Türkiye’de siyasi partilerin oy kazanmak uğruna, bu değerlerden ödünler verdiklerini söyledi; yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek bir kişide toplandığı, anayasanın bir tarafa bırakıldığı durumlarda demokrasiden söz edilemeyeceğini sözlerine ekledi.

AİHM KARARLARI BAĞLAYICI MI?

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları bizi bağlamaz” dersek, karşımıza ağır bir fatura çıkacağını; olayın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gelmesi ve Türkiye’nin ihraç edilmesi durumunda çok şey kaybedeceğimizi dile getiren Kanadoğlu, akademisyenlerin gözaltına alınmasını ise bir ‘hukuk garabeti’ olarak nitelendirdi. Sabah altıda gözaltına alınıp, akşam serbest bırakılmanın gözdağı veya gündem değiştirme amaçlı olduğunu; Anayasanın 90. maddesi uyarınca AİHM kararlarına uymak zorunda olduğumuzu, 385 günde iddianame hazırlanamamasını ve uzun tutukluluk sürelerini kimseye açıklayamayacağımızı, hukuk devleti olmayan ülkeye yatırım yapılmayacağını da dile getirdi.

MUHALEFETE ÖNERİ

Geçmişte çok saygın bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 2002’de seçime girme izni olmayan Genç Parti ve HADEP’i seçime soktuğunu, bu iki partinin çöpe giden toplam %13’lük oyu sayesinde AKP’nin tek başına iktidar olduğunu; ardından Siirt seçiminde aday olması olanaksız olan Erdoğan’ın diğer partilerin de yardımıyla meclise sokulduğunu hatırlattı, Kanadoğlu. 17 Nisan’da açık yasa hükmüne karşın YSK’nın mühürsüz oy pusulalarını kabul ettiğini ve bunun mükâfatı olarak görev sürelerinin uzatıldığını ifade eden Kanadoğlu, “Yerel seçimlerde daha da geniş hareket kabiliyetine sahip olan YSK neler yapabilir?” diye sordu.

Kanadoğlu muhalefeti buna karşı önlem almaya davet etti; “üst mahkemeye, yani Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolunun mutlaka açılması” için mücadele etmelerinin gereğinin altını çizdi.

HALKA ÖNERİ

Konuşmasını şu sözlerle bitirdi, Kanadoğlu: “Elimizdeki tek güç oylarımız, gideceğimiz tek yer sandık; özellikle büyükşehirlerde yerel yönetimlerinin kazanılması birçok şeyi değiştirebilir.”
YORUM EKLE

banner1