Uzak coğrafyada bir o kadar yakınız birbirimize

Nereye gitsek soruyorlar. 'Nerelisin?' 'Tuarçi-Türkiye' cevabı yüzlerindeki gülümsemeyi, aydınlığı büyütüyor. Bir daha sarılıyorlar. Ve evlerinin kapılarını açıyorlar sonuna kadar. Buyur ediyorlar gülen yüzleriyle.

Uzak coğrafyada bir o  kadar yakınız birbirimize

Yazı Dizisi / Misket DİKMEN

Atuş Kasabası Yoksullukla Mücadele ve İstihdam Pilot Bölgesi'ne yol alırken ufka kadar uzanan bir sera denizine bakıyoruz. Dalga dalga yayılmışlar...
Bize rehberlik eden Şincan Aktau İlçesi'nin Belediye Başkanı Yang Çungnen Uygurca, Kırgızca da bilen bir Hanzu. Türkiye'den geldiğimi öğrenince Türkçe konuşmaya başlıyor. Sohbetin neredeyse tamamını Türkçe yapıyoruz. Anlıyoruz birbirimizi.

Yang bir yandan çay ve tadına doyamadığımız badem, ceviz, iğde ve fıstıkları ikram ediyor bir yandan anlatıyor.

“2012 yılında bölgede tarımcılık ve seracılık desteklenmeye başladı. Her aileye bir sera projesi hayata geçirildi. Bin 79 aile yararlanıyor. Seralar elektrik ve sudan muaf. Bölgede 2 bin sera var. Eskiden çobanlık yapan yoksul halkı devlet bu konuda destekliyor. Bedelsiz birer sera veriyor. Ürünleri devlet alıyor. Bir sera yılda yaklaşık 10 bin yuen gelir getiriyor. Eğer fazlası istenirse bir tane daha kira ile edinilebiliyor.. Onda da elektrik ve su belli bir orana kadar ücretsiz. Üstelik indirimli. Domates, biber, patlıcan, muz, kavun, çeşitli bahçe ve süs bitkileri yetiştiriliyor.”

Sohbet ettiğimiz süs bitkileri seraları birer botanik bahçesini andırıyor. Çin'in ünlü bahçeleri gibi tasarlanmış. Toprak karışımı Almanya'dan geliyor.
 

Tuarçi – Türkiye

Seralardan sonra Kızılsu Özerk İli Kundun Mahallesi'ne geçiyoruz.
Mahalle değil aslında modern bir uydu kent burası.

Bizi kentin sakinleri müzik, dans ve ikramlarla karşılıyor. Bu arada Yang anlatmaya devam ediyor.
“Halk çok çetin coğrafi koşullarda çok yoksul bir hayat yaşıyordu. Evleri çok kötü durumdaydı. Yoksullukla Mücadele Projesi kapsamında yeni bir kent kuruldu. Seralarda çalısan aileler bu evlerde ikamet ediyor. Kentte sağlık kliniklerinden alışveriş merkezlerine okul, spor alanları, kültür merkezi, postaneye kadar her şey var. Çocuklar için okul yapıldı ve eğitim almaları sağlandı. Böylece halk için modern bir yaşam tarzı oluştu. 2016-2017 yılında yerleştiler. Bu evler halka ücretsiz dağıtıldı. Çocuklar 15 yıllık zorunlu eğitimden yararlanıyor.”
Kültür Merkezi'nde bulunan kütüphaneye geçiyoruz. Bir bölümünde kitap okuyanlar bir bölümünde go ya da kağıt oynayan, çocuklar gibi şen yaşlılar var. Biz geldiğimizde hiç istiflerini bozmadan güle oynaya devam ediyorlar. Ama arada fotoğraf çekilirken poz vermeyi ihmal etmiyorlar. Kütüphanede yaşlılardan birinin okuduğu kitabı sordum. 'Manas Destanı' dediler. Uzak çok uzak ama bir o kadar da yakın, bizden bir coğrafya.

Nereye gitsek soruyorlar. 'Nerelisin?'

'Tuarçi-Türkiye' cevabı yüzlerindeki gülümsemeyi, aydınlığı büyütüyor. Bir daha sarılıyorlar.
Ve evlerinin kapılarını açıyorlar sonuna kadar. Buyur ediyorlar gülen yüzleriyle.

Farklı evlere dağılıyoruz. Anne Huday Berde, kızı Gülendam ve oğlu Alimhan ile karşılıyor bizi. O kadar temiz, düzenli, renkli bir ev ki. İlk ben giriyorum. Kapıda hemen çizmelerimi çıkarıyorum. Yine bizden, sanki komşu ziyaretine gelmişim gibi... Çok şık, salonu çepeçevreve saran rahat yer minderlerine yerleşiyoruz. Önümüzde uzun yer masası kuruyemişler, meyveler, nan ile donanmış. Önce çay geliyor sonra o bitmek tükenmek bilmeyen ikramlar... Sohbet koyu. Öğreniyoruz ki tebessümü hiç eksilmeyen Alimhan Harvard Üniversitesi'ni kazanmis.. Alimhan Harward'a gidiyor ve devlet tüm masraflarını karşılıyor. Kırk yıllık tanış gibi kucaklaşarak ayrılıyoruz. Sokaklara kadar uğurluyorlar bizi...

Kırgız Uca bölgesi

Bölgedeki geleneklere, sosyal yaşama, kültürel dokuya ilişkin ziyaretler devam ediyor. Kırgız Uca Bölgesi bunlardan biri. Güneş Kırgızlar için kutsal. Her yerde güneş motifi kullanılıyor. Kırgız Uca İlçesi Ekoloji Parkı'nda olduğu gibi...

Ekoloji Parkı kent halkının sosyal ve kültürel yaşamına ve böylelikle turizmin gelişmesine, tanıtıma da katkı sağlaması amacıyla tasarlanmış. Çok geniş bir alanı kapsıyor. Her türden bitkiyle karşılaşabileceğiniz, küçük göller kanallar arasında yaratılmaya çalışılmış bir cennet. Kuş sesleri, hışırdayan otlar, turistlerin konaklaması için yapıldığını öğrendiğimiz küçük ahşap evler insanı bir huzur bahçesinde hissettiriyor. Uzaktan neşeli müzik sesleri geliyor.

Yeşilliklerin arasından çıkınca karlı dağların soğuk eteklerinde bozkırın kıyısında tozu dumana katan atlıları, develeri ve coşkulu izleyicileri görüyoruz. Atlılar bir postun peşinde dolu dizgin... Bizim de hiç yabancısı olmadığımız Türkler'in tarihinde önemli yeri olan bir savaş oyunu Gökbörü ya da Kökbörü bu. Yüzlerce yıldır bir oğlak postunun peşinde atlarıyla kucaklaşarak yaptıkları bu spor diğer atlı sporlarla birlikte hala yaşıyor. Heyecan ve hayranlıkla izliyoruz. Bu arada etrafımızda varlığımızdan hiç rahatsız olmayan İpek Yolu'nun bodur develeri sevimli suratlarıyla hiç istiflerini bozmadan ha bire birşeyler çiğniyorlar. Uzaktan hala müzik sesi geliyor.

Düğüne davetliyiz

İlerde büyük çok büyük Kırgız çadırına benzeyen kocaman kubbeli bir salon var. Camla çevrilmiş. Tam bir faunus gibi. Dalgalanan bir renk cümbüşü. Belediye Başkanı bugün bir düğün olduğunu bizim de davet edildiğimizi söylüyor. Biz düğün salonuna yaklaşırken düğün alayı da şarkılar eşliğinde bize doğru geliyor. Gelin kırmızlar damat beyazlar içinde. Herkes çok şık. Kadın erkek tüylü, kürklü rengarenk başlıklar göz alıyor. Gördüğüm en renkli, en coşkulu, imecenin bütün güzelliklerini barındıran tek düğündü galiba. Konuklarıyla içten kucaklaşmayı, sarıp sarmalamayı bu kadar seven hatta ikramlarıyla hücrelerine kadar doyuran insanlar iliklerimizi bile donduran soğuğu güneşe çevirmişlerdi. Düğün töreni de tam bir görsel şölendi. Kendimi bir an Anadolu'nun herhangi bir yöresindeki bir düğünde gibi hissettim. İşli şık bohçalarda gelen hediyeler, kadınlı erkekli iki ailenin geleneksel giysileriyle bütün konuklara şekerler dağıtması, bu arada ozanların ortaya çıkıp çıkıp atışması, belli ki iki ailenin de saygı duyduğu, büyüğü bir kadının iki tarafın hediyelerini sayıp sayıp konukları coşturması, arada makam makam dalgalanan şarkılar, şıkır şıkır dans edenler... Yine ikramlar 'onu da ye, bunu da tat, al bunları da ceplerine doldur, iki dans et beş ye!' demeler...

Çin'in başdöndüren yükselişi 1

Dünya ailemizdir 2

Şincan Şincan meyli (güzel) Şincan 3

Urumçi'de 2. Gün 4 

Hedef: Halkın yoksulluktan kurtulması 5

Merhaba Kaşgar 6

Kaşgar Eğitim Merkezi 7

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER