Kar çiçekleri

Şubat geldiğinde bulutlar fırsat verdikçe toprağı ısıtan güneşin erittiği karların arasından usulca boy verir sarı çiğdemler.

Kar çiçekleri

Hazırlayan / Engin YAVUZ

Şifalı sıcak suları ve soğuk su kaynakları açısından nadir yerler arasında olan Murat Dağı, sarıçam ve karaçam ormanlarıyla kaplı. Kütahya'ya giderken aslında amacımız Murat Dağı'nda karlar arasında yiyecek ot arayan yaban atlarının fotoğraflarını çekmekti. Dağın öte yanında dolaştıkları söylenen atlara ulaşamasak da Murat Dağı'nda, Aizonai'de, Eski Gediz'de ve Simav'daki Gölcük'te yine güzel anılar biriktirdik.

Yol arkadaşım Petek ve fotoğrafçı dostlarımızla geceden başladığımız 800 kilometrelik yolculuğumuzun ilk durağı Gediz'de güne ufacık bir dükkanda çay ve börekle başladık.Zaten kahvaltı edebileceğimiz başka bir yer de yoktu o saatte. Zaman zaman sis bulutları arasından karlı zirveleri görünen Murat Dağı'nı karşımıza aldık, yola koyulduk. Ben kısa notlar alırken belleğime, fotoğrafları yine Petek çekti.

Murat Dağı, Altıntaş yolu üzerinde ve ilçeden 27 kilometre uzaklıkta. Biz kısa molalarla soluklanıp yolumuza devam ederken size birkaç yıl önce dünyanın ilk termal kayak merkezinin de açıldığı Murat Dağı'nı tanıtayım.

Hem termal hem kar

Bölgenin en yüksek dağı olan Murat Dağı 2312 metre yükseklikte ve 10.982 hektarlık orman alanına sahip. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından 2003 yılı Mayıs ayında önemli bir bitki ve kuş alanı olduğu açıklandı. 1987 yılında da Bakanlar Kurulu kararı ile Termal Turizm Merkezi ilan edildi. Şifalı sıcak suları ve soğuk su kaynakları açısından nadir yerler arasında olan Murat Dağı, sarıçam ve karaçam ormanlarıyla kaplı… Ayrıca dağ üzerindeki yaylalarda kavak, çınar, kiraz ve ceviz ağaçları var. Yöresel bitkileriyle de tanınan Murat Dağı’nda en yaygın çiçek türleri çuha çiçekleri, orkideler ve ters laleler...

Gediz nehri ile Porsuk Çayı buradan Kesiksöğüt’ten doğuyor. Ulu çınarların arasından kaynayan buz gibi berrak suyun Foça açıklarında denize ulaşıncaya kadar ne hale geldiğini görüyor hayret ediyorsunuz.

Sapaktan itibaren bizi dağın zirvesine ulaştıracak orman yolu 7 kilometre uzunluğunda ve eğitimi oldukça fazla. Bir bölümü buzlanmaya karşı tedbir olarak parke taşı döşeli yoldan zorlukla çıkıyoruz ve 1450 metredeki kamp alanına ulaşıyoruz.

Burası 45 derece sıcaklıkta, romatizma, deri, kadın hastalıkları, sinir ve kas yoğunluğu, sinir hastalıkları, eklem ve kireçlenme rahatsızlıklarına iyi geldiği belirlenen şifalı sıcak suların kaynadığı kaplıca merkezi.

Kaplıca merkezinden kayak merkezine giden yolu kapatan asma kilit Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Muhammed Keskin tarafından açılıyor ve bin 1800 metreye ulaşıncaya kadar dar yolun iki yanında duvara dönüşen kar yığınlarının arasından yolumuza devam ediyoruz.

Bin 800 metredeyiz. Burası Sarıçiçek Yaylası ve kar kalınlığının burada 148 santimetre olduğu belirtiliyor. Devasa çam ormanlarının kuşattığı kayak merkezinde bulutların arasından kendini gösteren güneşle ısınarak harika bir pazar günün tadını çıkarıyoruz.

Tapınağı ayakta

Yolculuğumuzda ikinci durağımız Gediz'ten 32 kilometre uzaklıktaki Çavdarhisar'da bulunan Aizonai antik kenti. Aizonai'nin tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigyalılar'ın öncülü olarak Azan adlı mitoloji kahramanının su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas'ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılıyor. Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö. 3 bin yıllarına ait yerleşim izlerinin ortaya çıktığı görülmüş. Roma imparatorluk döneminde tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge sınırlarını aşmış olan Aizonai'de kesin kentleşme bulgularına ancak M.Ö. 1.yüzyılın sonlarına doğru rastlanıyor. Yine ilk sikkelerin bu dönemde basıldığı biliniyorr. Aizanoi antik kenti en parlak dönemini M.S.2 yüzyılda yaşamış ve bu dönemde bir çok yapı inşa edilmiş.

Aizonai 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş,1830-1840’lı yıllarda incelenmiş ve tanımlanmış. 1926 yılında M. Schede ve D. Krencker başkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından ilk kazılar yapılmış. Kazı çalışmalarına 1970 yılından bu yana aralıklarla devam ediliyor. Roma döneminde antik kentte yaklaşık 80 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Kalıntılar arasında Anadolu’daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı, 15 bin kişi kapasiteli tiyatro ve tiyatroya bitişik nizamda yapılmış 13 bin 500 kişilik stadyum, iki hamam, dünyanın ilk ticaret borsa binası, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde ikisi ayakta kalmış beş köprü, iki agora, gymnasium, Meter Steunene kutsal alanı, nekropoller, antik bir bent, suyolları, kapı yapıları yer alıyor.

Gölcük'te günbatımı

Çavdarhisar'dan dönüşte Abide'de odun ateşinde kızarmış tavuk ve salata yediğimiz salaş dükkanda çok oyalanınca Simav Gölcük'te gün batımına zor yetiştik.

İlçeden 13 kilometre uzaklıkta bin 450 metre yüksekliğindeki yaylada, 700 dekarlık tabiat parkında bulunan Gölcük bol yağışla eski günlerine dönmüş gibiydi. Eriyen kar kümelerinin arasından boy gösteren sarı çiğdemler yaklaşmakta olan baharın müjdecisi gibiydi. Güneşin gölün üzerini kaplayan ince buz tabakasının üzerindeki ışıltılı yansımalarını fotoğraf makinelerimize aktarmak için fazla zamanımız da yoktu. Son dönemde piknikçilerin akınına uğrayan ve her geçen gün daha çok kirlenen Gölcük'ün son halini görünce Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne göl kenarından selam gönderdim.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER