banner19

Güneşi bekleyin

Ildırı'da yüzünüzü kuzeyli rüzgarlara dönüp akşam serinliğinde sohbet edip yemek yemenin keyfi başka.

Güneşi bekleyin
Ildırı'ya gittiyseniz, güneşin Sakız Adası üzerinde yavaşça kaybolduğu anları izlemek için, antik tiyatro ile birçok kalıntının bulunduğu Kilise Tepesi'ne tırmanmayı unutmayın

Bugün Ildırı'ya, ünlü filozof Homer'in "Güneşin en güzel battığı yer" olarak anlattığı balıkçı köyü Erythrai'ye gidiyoruz. Önce "Nasıl gideceğiz" diye soranlara yolu tarif edelim. Ildırı'ya hem Urla üzerinden hem de Karaburun üzerinden gidebilirsiniz. Urla yolunu kullanarak gidecekseniz eğer, 82 kilometrelik bir yolculuk yapmanız gerekecek. Ildırı'ya Urla, Barbaros, Kadıovacık güzergahından ulaşabilirsiniz. Karaburun üzerinden gitmek isterseniz yolculuğunuz daha uzun sürecek ama daha keyifli olacağından eminim. 154 kilometrelik bu güzergah boyunca yeni yapılan yol yerine denizin sağınızda, yanıbaşınızda olacağı eski yolu kullanmanızı öneririm.

Ildırı'ya ulaşıncaya kadar soluklanacağınız yerler arasında Balıklıova, Mordoğan, Karaburun ile Yeniliman, Hasseki, Sarpıncık, Parlak ve Küçükbahçe köyleri yer alıyor. Dar ve virajlı yollardan yaklaşık 2 saatte ulaşabilirsiniz Ildırı'ya ama görecekleriniz için bu yolculuğa değer.

Ildırı'ya gitmek için üçüncü seçeneğiniz ise Balıklıova'dan 6 kilometrelik bir yolculukla kestirmeden Ildırı'ya ulaşmak. Eğer enginar mevsimiyse Ildırı yakınlarındaki enginar tarlalarından taze enginar almadan dönmeyin.
Ildırı'ya yaklaşırken kuzeyli rüzgarların denizden karaya taşıdığı iyot kokusu iyice yoğunlaşır. İyot kokusuna sahilde sıralı restoranlarda pişirilen balıkların kokusu da karışır...


ESKİ ADI ERYTHRAİ


Ildırı'nın antik dönemdeki adı Erythrai. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “Kırmızı” anlamına gelen Erythros‘tan türediği kent toprağının kırmızı renginden dolayı Erythrai’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılıyor. Assos-Behramkale'yi önceden gidenler Ildırı'daki taş evleri görünce Assos'ta olduklarını düşünebilirler. Çünkü Assos ile Ildırı'nın taş ve arazi yapısı hemen hemen aynı. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucusu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythro’tan almış.

Kentte ele geçen bulgular bu yörede İlk Tunç Çağı'ndan bu yana yerleşim olduğunu gösteriyor. İkinci Kolonileşme döneminde kent Atina kralı Kadros soyundan gelen Knopos yönetimindeymiş. Başlangıçta krallık ile yönetilen kent sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği Vasileuslar tarafından yönetilmiş. İon kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katılmışlar. Kent Payhagoras'la birlikte kısa süreli tiranlık dönemi yaşamış, bu dönemde üreterek dışarı sattığı değirmen taşları ile önem kazanmış. Erythrai, Lidya ve daha sonrada Persler’in eline geçmiş. Pers boyunduruğuna karşı diğer İon kentleri gibi ayaklanmaya katılan kente, bütün İon kentleri ile birlikte MÖ 334’te İskender, bağımsızlığını kazandırmış. İskender’in ölümünden sonra ortaya çıkan kargaşalar sonucu bir çok el değiştiren Erythrai, Pergamon (Bergama) Krallığı'nın eline geçmiş. MÖ 133’te ise Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanmış.
Erythrai bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ve Herophile ile ün kazanmış. M.Ö 1.yüzyıl’da depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları yüzünden büyük yıkıma uğrayan yöre, Bizans döneminde önemini yitirmiş. 1366’da Türk Egemenliğine girdikten sonra da Erythre, Rhtyrai, Lythri gibi değişik adlar alan yöre; 16.yüzyıl’dan sonra İlderen ve Ildırı adlarıyla anılmaya başlamış.


TİYATRO KISMEN KAZILDI


Edindiğimiz bilgilere göre şehirde 1963-1966 yılları arasında Prof. Hakkı Gültekin ve ardından Prof. Ekrem Akurgal tarafından kazı çalışmaları yapıldı. İlk önce M.Ö 3.yüzyıl sonralarında inşa edildiği sanılan Akropol’ün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro toprak altından çıkarıldı. Akropolün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Şehrin etrafının 5 kilometre uzunluğunda surla çevrili olduğu anlaşıldı. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı. Araştırmalarda akropolde M.Ö 6. ve 7. yüzyıllardan kalma çanak, çömlek, taş ve topraktan figürler bulundu.


REÇELLERİ LEZZETLİ


"Ildırı'da neler yapabiliriz" sorusunun yanıtını da verelim isterseniz.
Bu köyde ilk seçenek balık. Tercihiniz rakı-balıksa sahil boyunca lezzetli ve uygun fiyata balık yiyebileceğiniz lokantalar var. Yüzünüzü kuzeyli rüzgarlara dönüp akşam serinliğinde sohbet edip yemek yemenin keyfi başka.
Ildırı'da yazın denize girilir, mevsim sonbaharda antik kent gezilir. Gündüz sürekli rüzgar estiği için denize girenlerin zorlanabileceği sahilleri var Ildırı'nın.

Kilise Tepesi’nde Osmanlı döneminden kalma harap bir kilise ile antik çağlardan kalan tapınak kalıntıları var. Bu tepeden, güneşin Sakız Adası üzerinde batışını izlemek büyük bir ayrıcalık. Ama ulaşmak zor. Tavsiye ederim o benzersiz günbatımını izlemek için tırmanmaya değer. Çayağzı Koyu'ndaki, üzerinde bir tek ağaç ağaç olan Zeki Müren Adası da köyün ilgi çekici köşelerinden. Ildırı'da mevsiminde enginar yiyebilirsiniz, yazın köyün daracık sokaklarında pişirilen lokmaların tadına bakın. Sokaklarda dolaşırken köyün yerlileriyle sohbet edin, onların küçücük tezgahlarından hediyelikler ve birbirinden lezzetli reçellerden almayı sakın unutmayın. Ildırı'da ayrıca evinize ya da yakınlarınıza anı olarak götürebileceğiniz hediyeliklerin satıldığı bir dükkan da var.
Ildırı'ya gidin bugün... Pişman olmazsınız.
Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2018, 11:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner15