Bu bir fıkra değildir!

İki gün önce 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladık hep birlikte. Siyasiler, Sivil Toplum Örgütleri, dostlarımız, arkadaşlarımız gerek mesajlarıyla gerek telefonla arayarak günümüzü kutladı.

“Çalışan” gazeteci tanımlamasının anlamsızlığını bir kenara bırakarak günün anlam ve önemine 'binaen' devlet erkanın zirvesinden yapılan şu açıklamayı paylaşmak istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle şöyle buyurdu; “Son 16 yılda ülkemiz genelinde hayata geçirilen reformlar, Türk basınının zenginleşmesine, çeşitlenmesine, daha demokratik ve özgürlükçü bir yapıya kavuşmasına vesile olmuştur.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun da geri durur mu? O da şöyle bir açıklama yaptı; “Kamuoyunun haber alma ihtiyacını toplumsal sorumluluk ilkeleriyle karşılamak, gazeteciliğin olmazsa olmazıdır. Her şart altında demokratik değerleri koruyan, kişilik haklarına saygı gösteren ve toplum yararını gözeten yayınlarla halkın doğru bilgilenmesine katkı sunmak bu mesleğin temel saikidir. Son yıllarda bölgesel ve küresel alanda önemli bir aktör haline gelen Türkiye, her alanda olduğu gibi demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan medyada da çeşitliliğe sahip özgürlükçü bir ortamın oluşması yönünde önemli aşamalar kaydetmiştir. Türkiye'nin 2002 sonrasında elde ettiği kazanımlarla medya alanı ciddi bir büyüme gösterirken, basın özgürlüğü alanı da haksız, yanlı ve manipülatif değerlendirmeleri boşa çıkaracak şekilde genişletilmiştir. Bu ortamın sunduğu imkanlarla ulusal, bölgesel ve küresel gelişmeleri yakından takip etmek ve bunları kamuoyuna doğru mesajlarla aktarmak daha kritik bir hale gelmiştir.”

Peki bianet'in Medya Gözlem Raporu verileri ne diyor?

Sadece 2018’in Temmuz, Ağustos Eylül aylarında

7 gazeteci gözaltına alındı,

85 gazeteci işten çıkarıldı,

37 gazeteci hakaret davalarında sanık oldu,

20 gazeteci Cumhurbaşkanına hakaretten 93 yıl 4 hapis cezasıyla yargılandı,

247 gazeteci için istenen cezaların toplamı 46 ağırlaştırılmış müebbet, 1 müebbet hapis, 2 bin 855 yıl 6 ay hapis ve 30 bin TL adli para cezası,

En az 2 bin 518 habere erişim yasağı,

RTÜK’in TV’lere verdiği para cezası miktarı, 2 milyon 33 bin 185 TL.

AİHM ifade özgürlüğünü ihlalden Türkiye’ye 2 bin 500 Euro tazminata mahkum etti,

123 gazeteci 1 Ekim 2018 itibariyle cezaevindeydi.

Söyleyeceklerim bu kadar!

YORUM EKLE